Loading...

TÜRBAN SORUN(M)U?

10 Şubat 2008 Pazar


TÜRBAN SORUN(M)U?


Birkaç hafta öncesine kadar kamuoyunda en çok konuşulan, tartışılan konu terör iken Tayip Erdoğan’ın İspanya’da Medeniyetler İttifakı (Büyük Ortadoğu Projesinin diğer adı) forumunda türban için söyledikleri gündemi birden değiştirdi ve ortalığı alevli bir tartışma sardı.


Türbanın üniversitelerde serbest bırakılması için yapılan girişimler sonucu laikliğin ciddi bir tehdit altına girdiğini ve ülkeyi karanlık bir geleceğin beklediğini ifade edenler tepkilerini şiddetli bir biçimde göstermeye başladılar.


Karanlığın Öteki Yüzü


Ancak şunu iyi görmek gerekiyor ki; buna karşı en çok tepkiyi gösterenler sözde ulusalcılar, Kemalistler, emekli generaller, rektörler türban uygulamasının bugün baskıcı ve gerici politikaların kalelerinden biri olan 12 Eylül faşist darbesinin ürünü YÖK’le başladığını unutuyorlar ya da görmezden geliyorlar. 1970’li yıllardan itibaren Türkiye’de solun toplumsal gelişimini önlemek amacıyla ABD patentli yeşil kuşak projesini devletin tüm kurumları el birliğiyle gerçekleştirmeye giriştiler. Kenan Evren darbenin ardından elinde tuttuğu Kuran’dan ayetleri meydanlarda toplanan kalabalıklara okuyup Türk-İslam sentezini bizzat oluşturmaya başlamıştı. Necmettin Erbakan İsviçre’de yaşayan biri iken onu Türkiye’ye getirip projenin bir unsuru haline getiren yine laik, modern, Kemalist rejimin koruyucusu olduğunu belirten aslında ABD için hizmet eden generallerdi. Bugün kendi elleriyle yarattıkları, destekledikleri kendi varlıklarını ve çıkarlarını tehdit etmeye başlayınca “yangın var” deyip insanları buna karşı tepki vermeye çağırıyorlar.


Kutsal Simge


Dinci gericiliğe gösterilen tepkinin biçimi, bu ideolojinin siyasetini gerçekleştirenlerin dümen suyuna giriyor. Tepki, bu ideolojinin belirlediği ve beklide kendilerinin bile tahmin edemeyeceği kadar büyük bir öneme ulaşan türban etrafında bu kadar yoğun bir tartışmayla gerçekleşince, sıradan bir nesne ve dinde de önemi fazla olmayan türban yerden kalkıp artık ulaşamayacağımız kadar bir yüksekliğe ve kutsiyete sahip oldu. Bu noktada dinsel gericiliğe karşı sadece türban odaklı muhalefet yaparak aslında karşı devrimi gerçekleştirmeye çalışanların zaferini pekiştirmekten başka bir işe yaramıyor. Öyle ki türbanın yasalaşması sonucunda bir kırılmanın yaşanacağı, artık bir dönemin sonun geldiğini düşünenlerin yarattığı kritik psikolojik durum yalnızca kendi yenilgilerinin etkisini arttıracak ve bunun topluma dalgalar halinde yansıması kaçınılmazdır. Var olan siyasal dönüşümün son manevralarını, geçileceği bugünden değil daha dünden belli olan bir eşik ile gösterip, cephe çukurlarını bu noktada açmak ideolojik, siyasal ve stratejik yetersizliklerinin ve yanlış konumlanışlarının bir göstergesidir. Mücadelenin niteliği elitist ve AKP’nin sahiplendiği geniş yığınlardan kopuk olduğundan halka arasında derinleşen yabancılaşma oluşmaktadır. Bugün geldiğimiz durum AKP’nin iktidara gelmesi ile başlamadı. 70’li yıllardan itibaren hızlı bir biçimde tarikatlar ve cemaatler oluşturulmaya başlandı. Siyasal örgütlenmenin yanında iktisadi örgütlenmeyi de beraberinde gerçekleştirdiler. Küçük işletmeler, fabrikalar, bankalar, holdingler… Fikirlerini en geniş kesimlere ulaştırmak ve yönetici kadrolar yetiştirmek için eğitim kurumları açtılar tüm ülkede ve yurtdışında. Derin, sessiz ve yavaş bir şekilde örgütlenmelerini gerçekleştirdiler. CIA etiketli Fettullah Gülen yıllar önce televizyonlarda yayınlanan bir video kasetinde devleti yavaş yavaş ele geçireceklerini ve en sonunda kalbine ulaşacaklarını söylüyordu. Bugüne kadar geçen süre boyunca siyasi, iktisadi ve idari örgütlenmelerini gerçekleştirip hegemonyalarını artık devlet aygıtınında büyük bir bölümünü ele geçirmeleriyle sağladılar. Türban ise başka bir alanda önemli bir noktada duruyor. Bu sorunsallaştırılan ve siyasileştirilen simgenin kamuda yasallaştırılmak istenmesi ne aniden ortaya çıkan bir karşı devrim ne de sonucunda Türkiye’nin birden karanlık bir dönemin içine gireceği beklentisi doğrudur. Çünkü bu ideolojik saldırı çok önceden başladı, kurumlaştı ve artık tepemizde. Türban ile yapılmak istenen var olan toplumsal kültürü, moderniteyi, bireyin kendi özgünlüğünü, toplumun gündelik yaşamını emin ve güçlü adımlarla değiştirmek, yeniden biçimlendirmek ve bundan sonra başımızın üstünde Demoklesin kılıcı gibi sallanacak olan simgeleriyle, vaazlarıyla ve diğer göstergeleriyle ( bunlar dinin tarif ettiği ve biçimlendirdiği şeyler olduğu için tartışılamaz ve doğru kabul edilir) topluma son şeklini vermek amacını taşıyor. Ne acıdır ki kişisel ve toplumsal özgürlüğü kısıtlayıcı girişimler özgürlük olarak sunuluyor.


Olmak ya da Olmamak


“Sırtlarına ağır yük sararken yük

hayvanları rahat dursunlar diye,

İncil’i afyon olarak kullandık”


Rahip Charles Kingsley



Tüm bu tepkilere karşı “yaradılışı gereği” AKP hükümeti bunları gerçekleştirmek zorundadır. Çünkü emperyalist-kapitalist sistem tarafından bir proje için kurulmuş, hükümet yapılmış ve desteklenmektedir. Varlığını kendisine bu gücü verenlere ve ceplerini doldurmasına yardımcı olanlara borçludur. Bu borcunu ödemek için vatanı babalar gibi satmalı, emekçilerin ücretlerini kısıp açlığa mahkûm etmeli, en temel hak olan sağlık ve eğitim hakkını özelleştirip bunları halka çok görmelidir. Zenginin daha zengin yoksulun daha da yoksullaştığı bu vahşi, cemaatçi, tarikatçı kapitalist koşullarda insanlar giderek daha fazla öfkeleniyor ve aslında tüm bunların neyden kaynaklandığını görüyor, biliyor ve anlıyor. İşte toplumun tabanından yükselen, pek duyulmasa da bir uğultu ve homurtu iktidar sahiplerini ve yandaşlarını ürkütüyor. Bu derin öfkeyi bastırmak ve bu sistemi kabul edilebilir hale getirmek için dini tüm argümanlarıyla kullanıyorlar. Emperyalizmin daha fazla yaşayabilmesi için ve sınıfı burjuvazinin daha çok zenginleşmesi için toplum bilinç olarak belli bir seviyede tutulmalıdır. Bu durum ise başka bir yazının konusunu oluşturuyor.

______ Fırat Erdoğan - 1 şubat 2008 ______

2 Comments:

Plotter said...

Hello. This post is likeable, and your blog is very interesting, congratulations :-). I will add in my blogroll =). If possible gives a last there on my blog, it is about the Plotter, I hope you enjoy. The address is http://plotter-brasil.blogspot.com. A hug.

Perfumes said...

Hello. This post is likeable, and your blog is very interesting, congratulations :-). I will add in my blogroll =). If possible gives a last there on my blog, it is about the Perfume, I hope you enjoy. The address is http://perfumes-brasil.blogspot.com. A hug.